23 Ocak 2017 Pazartesi

''KOMŞUM , KÜLÜNDEN DOĞSUN DİYE MUHABBET KAPINA GELDİM''

Başlık hukukçu şair NECATİ ALBAYRAK'ın Haiku Yazar Salyangoz adlı şiir kitabından....

En son diktiğim uzun manto ile karşınızdayım :)
   Pembe Kumaşım bloğunun sahibi dikşsever arkadaşımız iki tane dikti bu kalıpla,ben de deneyeyim dedim ve evde bol olan ve gözden çıkarabildiğim bu kumaşla denedim ilkin,sonuçtan memnun kaldım elbette...
      Çok kolay diktim,hiçbir yer zorlamadı beni,yağ gibi aktııı gitti dikişim,hemmen de giydim asla bekletmem,Tabi kolay gitmesinin sebeplerine gelirsek:1-astar yok  2-yakaya falan tela yapıştırmadım(ama kaliteli bir tela yoktu tuhafiyede,düzgün yapışmıyordu o yüzden,yoksa yapardım ) düğme yok,ilik açma derdi de yok :)) ohh mis böyle dikmeye can kurban değil mi :) Gökçee ,Ayselll duyun beni,uğraşmayın fazla...


Tamam kolaycıyımdır ama,titizimdir de arka ve öndeki çizgileri nasıl tam getirmişim bakınnn :))Cesur ve Güzel dizisinde Sühan'ın giydiği bir siyah beyazlı manto vardı çok da şık ama ne yan ne de arka dikişleri denk gelmişti ve beni rahatsız etti ,o kadar pahalıya satıyorsunuz bunlara da dikkat edin bariiii :)
Arkadaşlarla kahvaltıya geldik bu mekana (tel dolap diye bir yer Gümüşlük'te) bana tarif ediyorlar,kolunu şöyle yap,elini cebine koy,yukarıya bak...Onlara gülüyorum ,beni maymun ettiniz diye :) :)


 Kollar biraz kısa oldu ,kumaş yetmedi,kumaşın kenarındaki çizgili parçayı diktim kol kenarına,kumaş kenarlarınıdaki o püsküllü kısımları atmayın sakın ,çok yakışıyor kenarlara ...
ÇOK ÖNEMLİ NOT:Ben 40 beden giyiniyorum,bunu 36 beden çıkardım,daha önceki diktiğim yeşille ölçtüm baktım çok büyük,en küçük beden bile benim o yeşilden büyüktü,dikiş payı vermeden kestim,ancak normal oldu,dikmeyi düşünenler ona göre ,boşuna kumaş ziyan etmeyin

15 Ocak 2017 Pazar

''TENİNDEN BİR YAĞMUR BİÇ BANA DA ,ARAMIZIN AÇILDIĞI YERDEN''


Gözlüklü Şiir
İyi değiliz gözlük bak durmadan
kırmaya çalışıyorlar bizi hiç iyi
değiliz iki gözüm, bende can, sende cam
bırakmadılar, daha kırılacak ne varsa bizde,
gözlüğü olmayanlar çok mu acımasız oluyor
ne, çekip alıyorlar seni gözümden, öyle
çok eziliyoruz ki gözlük, sen bensiz kırık,
ben sensiz karanlık, nerde insanlık
bizi bu kadar kırmasalar, di’mi cam
dostum, onlara da birer gözlük alırdık!
Ne güzel gözümün önünde olman yine,
sensiz ne gülüşün tadı var ne de bakışın
sen olmayınca kötülük daha kötü görünüyor
gözüme, yumruklar daha zalim, sözler daha
sert iniyor yüreğime, sensiz bu dünya
bomboş görünüyor gözüme, sana gözüm
gibi bakacağım, artık senden başkasını görecek
gözüm yok, bizi görmeyenlere
söyleyecek sözüm yok, bizi çok kırdılar gözlük,
bizi tuzlabuz, bizi unufak, bizi camçerçeve
kırdılar da bakmadılar bir kez olsun cangözüyle,
şimdi hem cana, hem cama göz diktiler,
hem gözden düştük hem sözden, bir daha
kırılamayız gözlük, sonumuz olur kırılmak bir daha,
parçamızı bulamazlar ikimizin de! Ah ne bakacak
göz, ne görecek gönül bırakmadılar bize,
bir güzellik kalsaydı, iki ne dört gözümüzle
titrerdik üstüne, candan içeri olan camdan içeri
derdik demesine de, öyle bakımsız, bakışsız
bıraktılar ki gözümüzü, gönlümüzü, ne can
hevese geldi, ne göresi geldi camın,
biz birbirimize iyi bakalım gözlüğüm, canım,
belki onlar da iyi bakarlar kendilerine,
gözlüğüm, iki gözüm, kemiğim, bu sözlerimle
umarım kırmamışımdır seni, zira çok incesin
kırılırsın, kırılır arkadaşlığın camdan kalbi de!
HAYDAR ERGÜLEN

İYİ AKŞAMLAR HERKESE :)

Yeşil uzun astarsız kaban diktim .Elbiseyle,pantalonla ,etekle bolca da giydim..Astar yapmadım,kalın yumuşacık penye kumaş..Kaşe gibi duruyor,çooook kolay dikildi,hiç uğraştırmadı beni :))
.
















Herkese iyi bir hafta dilerim,bu tarz ceketler dikmeye devammm,bu kumaşların hepsinden uzun kabanımsı ceketler dikmeye kararlıyım,haydi arkadaşlar canlanın biraz ,diksin herkes bir kaç tane ,bak dönem sonu geldi,performans notlarınız eksik kaldı ona göre :)))

11 Ocak 2017 Çarşamba

''RÜZGAR ESTİ..JESTLER BİTTİ...JESTLERİ DE TÜKETTİK...

KIRMIZI KARELİ ELBİSE VE GÜZEL BİR ŞİİR

JESTLERİN ÖLÜMÜ

Kurumuş güller duruyor masada.
Kimin aldığını hatırlıyorum da
ne için aldığını bilemiyorum.

Bir zamanlar - bir zamanlar dediysem
çok eski de değil: Birkaç ay önce
gül alırdık. Biz. Hepimiz.
Her şey için, yerli yersiz
gül alırdık bir zamanlar.
Biz. Hepimiz.

Gülleri de eskittik.

Zaten artık almıyoruz. Gül zamanları
geçti. Rüzgar esti. Sert esti. Jestler bitti.
Kendimizi kaybettik.
Gül verecek kimse de kalmadı.

Bazen şunu diyoruz kendi kendimize:
İşte bu bizim hayatımız.
Bak işte biz buyuz
bunları yaptık.
Şimdi nerdeyiz?

Ben de şunu diyorum kendime:
Jestlerimi harcadım, artık jest kalmadı.
Jestlerle hayat sürmüyor.
Net  olmak lazım.

Hiçbir şey eskisi gibi olamaz ki artık!
Artık biz. Üsküdar'a da geçmez olduk.

Oysa ki insanların birbirine ihtiyacı var.
Yoksa niye toplu halde yaşasınlar.
SEYHAN ERÖZÇELİK

                                       











BATTANİYE DE KARELİ :)))

GÜNAYDINNNNNNNNN :))))))

MART 2016 BURDA DERGİSİNDEN BU MODEL...ZEVKLE GİYECEĞİM BİR ELBİSE OLDU,,,KARELİYİ ÇOK SEVERİM ZATEN BİR BAŞKA ENERJİSİ VAR  HELE DE KIRMIZI OLUNCAA

1 Aralık 2016 Perşembe

O çocuklar büyüyecek O çocuklar büyüyecek O çocuklar.........

       Sabah ilk dersim 9B sınıfına idi,derse girdim,defteri imzalıyorum,biraz dalgınım da...İşleyeceğim konu sözcükte yapı,bir yandan da düşünüyorum ne önemi var ki bu konunun,yani çocuklar bütün ekleri kökleri ezberleyecekler,hangisi çekim eki hangisi yapım eki şıp diye bilecekler,eeee ne olacak sonra....Mezun olup iş hayatına atıldıklarında imza yetkilerini satıp her şeye onay vereceklerse,çürük inşaatlar yapıp malzemeden çalacaklarsa,işlerine öyle geldiği için yanlışa yanlış demeyeceklerse...ne önemi var ki sıfatın zamirin
       Oysa bu çocuklar kompozisyonlarında hayallerini anlatırken .ben büyüyünce doktor olacağım,haftanın bir gününü yoksul insanlara ayırıp,onları muayene edeceğim,eczacı olacağım parası olmayanlara ilaç dağıtacağım ve daha neler neler demiyorlar mıydı....Düşünüyorum da biz nerde hata yaptık,neyi eksik yapıyoruz..Neden her şey elimizde kalıyor...Neden iş ahlakını,profesyonelce davranmayı ,taraf tutmadan doğruları savunmayı başarmıyoruz...Neden neden nedenn
Bugün sabah Aladağ'a ağlarken çocuklarla da dertleştik işte böyle , çok da güzel anladılar beni,benim göremediklerimi onlar tamamladılar,onlardan söz aldım büyüdüklerinde iş ahlakını kaybetmeyecekler ve erdemli insan olup güzel işlere imza atacaklar....
       Haaa sözcükte yapı konusu da kaldı haftaya,olsun telafi ederiz onu nasıl olsa ama erdemli olmayı ve erdemli kalmayı telafi edemeyiz....





NOT:Başlık Edip Cansever'in Mendilimde Kan Sesleri şiirinden

26 Kasım 2016 Cumartesi

BASİT, PRATİK,ŞIK BİR MODEL...

     Arkadaşımın butiğinde asker yeşili bir giysiyi denemiştim geçen yaz,küçük geldi,38 bedendi,ben 40 bedenim bu arada :) ama hala bir beden küçülme hayalimi de kaybetmiş değilim :))) Dedim bari eve götürüp kalıbını çıkarayım.Evde neye çıkarayım diye düşünürken annem kullanmadığı bir masa örtüsünü getirdi,bundan çıkar diye,sert de bir kumaşmış,çıkardım ondan,aslında zor hazırdan kalıp çıkarma,sağolsun BURDA'cığım da kalıp yönünden daralmıyor bizi ama bazen de bulamıyorsun işte istediğin bir kalıbı...Kumaşı da dökümlü bir kumaştı ve aynısının bordosunu da kumaşçımdan almıştım.
      Kalıbı denedim ilk,evde çok olan beyaz bir kumaşta,beğendim,kol evi biraz dar geldi,genişlettim,biraz da kenarlardan pay koyunca oldu,bazılarını yelek gibi yaptım,bazılarına kol ekledim,orjinalinde de kol vardı,aslında hazır konfeksiyonda bolca kullanılan bir model ama bizim Burdalarda ben bir türlü bulamadım







Morda biye falan da yok sürfile yaptım bıraktım,sonra yaparım belkiii :)

 İki omuz ve iki yan dikişi var sadece  bunun,daha önce paylaşmıştım,bu yeleği...




 Modelin orjinalinde omuzdan kulp var ve de cep var aslında cepli çok daha hoş olur ama ben uğraşmadım,o kadar da tembelim yaniii :))
Dikkat ederseniz arka oldukça dar,arkayı yerleştirirken ben biraz genişlettim,boyu 1,20 cm,ister uzun ister kısa,ister kollu ister kolsuz nasıl isterseniz öyle yapın :))

17 Kasım 2016 Perşembe

ÖMÜR HANIMLA GÜZ KONUŞMALARI VE TEK KALIPLA DİKTİĞİM RENK RENK YELEKLERİM



Her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? Acıyı 
görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek 
kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan, 
umuttan, sevinçten ne anlar? Göğü görmeden, denizi gör-
meden maviyi anlamaya benzemez mi bu? Bir güz dü-
şünün ki Ömür hanım, ilkyazı olmamış, yazı yaşanmamış, 
böyle bir güzün hüznü hüzün müdür? Başlamanın bir 
anlamı varsa bitişi göze almak, bitişin bir anlamı varsa 
başlangıcı olmak değil midir? Yaşamı düz bir çizgide tut-
mak tükenmektir. Yaşamak zorunda olduğumuz şunca yılı 
aykırı uçlar arasında gezdirip geçirmedikçe, alışkanlıkların 
sınırlarını aşmadıkça zaman zaman, yaşamak nasıl yenilik 
olur tükenmek değil de? 


...Ve güz geldi Ömür hanım. Dünya aydınlık sabahlarını 
yitiriyor usul usul. İnsanın içini karartan bulutların seferi var 
göğün maviliğinde. Yağmur ha yağdı ha yağacak. İn-
cecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin. 
Hüznün bütün koşulları hazır. Nedenini bilmediğim bir 
keder akıyor damarlarımdan. Kalbimin üstünde binlerce 
bıçak ağzı... ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı, 
yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir 
engebeler atlası. Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır Ömür 
hanım? 
 Yaşama sevinci adına bir tutamağım kalmadı Ömür hanım. 
Bir garip boşlukta çiviliyim günlerdir gözbebeklerimden. 
Sahi nedir yaşamın anlamı? Geriye dönüyorum sık sık 
yanıt aramak adına, yüreğimin silik izler bırakıp, ağır 
yükler aldığı zamanın derin denizlerine. Bakıyorum umut 
karamsarlığın, sevinç acının azıcık soluk almasından başka 
ne ki? Yaşamsa gerçekle düşün umutsuz bir savaşı, her şeyi 
içine alan kocaman bir yanılsama... Değil mi yoksa? 



Öyle büyük umutlarım olmadı benim, büyük düşlerim, 
özlemlerim, büyük beklentilerim olmadı. Koşullarım beni 
oluşturdu ben acılarımı buldum. Herkes gibi yaşasaydım 
eğer, yaşamı onlar gibi görebilseydim çarşılar yeterdi 
avutmaya beni. Bir gömlek, bir ayakkabı, bir elbise; bir
yemek lokantalarda; televizyon, halı, masa ve daha nice 
eşya yeterdi yalnızlığı örtmeye, kendimi göstermeye, va-
rolmaya, 'dar çevre yitikleri'nde önem kazanmaya... 



Kendilerinin olan tek sözcük yok dillerinde, öyle çok ko-
nuşuyorlar ki...Bir söz insanın neresinden doğar dersiniz? 
Dilinden mi, yüreğinden mi, aklından mı? Düşlerinden 
mi yoksa gerçeğinden mi? Ve kaç kapıdan geçip yerini 
bulur bir başka insanda? Yerini bulur mu gerçekten? Sözü 
yasaklamalı Ömür hanım yasaklamalı...Kimsenin kimseyi 
anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne 
işe yarıyor ki? Olanağı olsa da insanların yürekleri ko-
nuşabilseydi dilleri yerine, her şey daha yalansız, daha içten 
olurdu. Aklı silmeli diyorum insan ilişkilerinden. Yanılıyor 
muyum? Olsun. Yanıldığımı biliyorum ya... 



Dünya bir testidir, de, Ömür hanım, ömür bir su...Sızar 
iğneucu gözeneklerinden zamanın, bir içim serinlik bir 
yudum mutluluk için. Ve bir gün ölümün balkonundan...
dökülür toprağa el içi kadar bir su. Yerde birkaç damla 
nem, bir avuç ıslaklık...Ölümü bilerek nasıl yaşar insan, 
geride dünyanın kalacağını bilerek nasıl ölür; bilmek bütün 
acıların anasıdır, de... 

 Sars aklımın cılız ayaklarını, kuşat beni. Değişik şeyler 
söyle ne olur, yeni bir şeyler söyle. Yıldım ömrümün ka-
lıplarından. Beni duy ve anla.



Dünya bir testidir, de, Ömür hanım, ömür bir su...Sızar 
iğneucu gözeneklerinden zamanın, bir içim serinlik bir 
yudum mutluluk için. Ve bir gün ölümün balkonundan...
dökülür toprağa el içi kadar bir su. Yerde birkaç damla 
nem, bir avuç ıslaklık...Ölümü bilerek nasıl yaşar insan, 
geride dünyanın kalacağını bilerek nasıl ölür; bilmek bütün 
acıların anasıdır, de... 

 Yağmur dindi Ömür hanım. Gökyüzü masmavi gülümsedi 
yine. Doğa aynı oyununu oynuyor bizimle. Umudun 
ucunu gösteriyor usulca, iyimserliğin ışığını süzüyor mavi 
atlasından. Ne aldanış! Bulutların rengi mavi-beyaz mıdır, 
kurşuni-külrengi mi yoksa? ŞÜKRÜ ERBAŞ



Daha önce beyazı diktiğim  ve  hazır bir modelden çıkardığım bu kolay modelden diktikçe dikiyorum
elimdeki kumaş bir metre olunca ancak bu modeli uygun gördüm.Yeşil olana kalın penyeden kol diktim
 ve biye yaptım,Sarı olan kaşe gibi bir kumaş,toprak rengi olan keçe kumaş,onlara biye yapmadım
overlok olsa kenarlarını onunla bitirsem ıyi  olacaktı ama olmadığı için çarpı yaptım şimdilik
uygun bir biye  bulursam yaparım ,şimdilik böyle giydim,ama yeter artık bu model,mor olana da
kol taktım,iki tane de kalem etek diktim,bu hafta her gün birini giydim :))

 İYİ AKŞAMLARRRR